Diplomasi ve Propaganda - Antu.com

 

Diplomasi ve Propaganda

Senelerdir giriyorum şu foruma‚ hiç bu kadar güvensiz bir topluluk görmedim. Kimsenin yönetime‚ futbol takımına‚ oyunculara ve daha da önemlisi başkan zerre kadar güveni kalmamış. Açıkça görülüyor ki birileri harıl harıl çalıştı son 4 senede ve şu an meyvelerini topluyorlar Kimse kendini kandırmasın inanılmaz bir güven sorunu yaşıyoruz. Taraftar aşırı gergin ve bunda yönetimin taraftar guruplarıyla olan ağız dalaşının ve bilet fiyatlarına yapılan zam neticesinde değiştirilmekte olan seyirci profilinin elbette büyük etkisi var. Herkes feci şekilde tedirgin halbuki ortada sadece kaybedilmiş bir maç var. İşin aslı ise çok farklı


Asıl konuya girmeden bahsedeyim: Hun İmparatorluğunu birçoğumuz biliriz orta okul ve lise tarih derslerinden. Çinin başına öyle bir bela olmuş ki bu insanüstü savaşçı millet dünyada belki de hala kullanılan temel diplomasi metotlarını üretmek zorunda kalmışlar. Savaşarak yenemedikleri düşmanı masa başı oyunları ile (stratejik askerlere ve yöneticilere kız vermek‚ rüşveti körüklemek gibi) alt etmişler ve Hunları asimile etmeyi başarmışlar. O dönem yazılan birçok Çince kaynakta bu metotlar açıkça ifade ediliyor. Dahası Savaş Sanatı ve buna benzer yığınla kitaplarda hep bu öğretiler yeni nesillere aktarılmış. Uzun lafın kısası‚ masa başı oyunları adını verdiğimiz kavram en az 4000 sene öncesine dayanıyor.


Bu örnek ışığında net bir şekilde söyleyebilirim ki Fenerbahçe ciddi bir plan ve program çerçevesinde karıştırılmaktadır. 4 sene önce başlatılan propaganda mekanizması bugün son haddine erişmiştir ve Fenerbahçe yönetimi de bu tutum karşısında gereken bilinci uyandıramadığından taraftarla olan bağını kaybetmek üzeredir. Gelin bir göz atalım:


1) Fenerbahçeden çeşitli sebeplerle ayrılan oyuncular (Tuncay ve Aurelio başta olmak üzere) takımdan ayrıldıktan sonra göklere çıkartılmakta ve yönetimin bu oyuncuların gitmesine izin verme sebepleri abartılıp koskoca Fenerbahçe yönetimi bir avuç acemi mangası olarak gösterilmektedir. İşin komik tarafı ise‚ örneğin Aurelio örneğinde olduğu gibi‚ bu oyuncuların kıymetinin nedense hep sonradan anlaşılmasıdır. Aurelio Fenerbahçede oynadığı dönemde Türk medyasında çoğu kezdevşirme bir adam nasıl olur da Türk milli takımında ilk 11 oynar ve hatta Türk çocukları arasında yüzlerce Aurelio var neden bir devşirme ile bu çocukların önü kapatılıyor şeklinde gündeme gelmekteyken‚ bugün memlekette Aurelio ayarında tek bir oyuncu olmadığından dem vurulmaktadır. Bir örnek daha verelim: Galatasaray 2000 yılındaki başarısının ardından Okan Buruk‚ Hakan Şükür ve Emre Bölezoğlunu bonservissiz göndermiş ve daha sonra üzerine para vererek Hakanı geri getirmişti. Bu dönemde tek bir köşe yazarı bu konuyu Aurelio veya Tuncay konusu kadar işlememiş‚ dahası konu birkaç sütun dışında gündeme bile gelmemişti.


2) Tüm medya patronları Fenerbahçelidir ve gazeteler Fenerbahçe yanlısıdır. ****** Uluçun en az 3-4 senesini verdiği bu ideoloji artık tüm Anadolu takımlarının bilincindedir. Fenerbahçe medya tarafından en çok karalanan ve tiraj için sömürülen takım olmasına ve hatta tüm basın-yayın organları Fenerbahçeye yapılan hakem hatalarını ısrarla atlayıp sezonda bir maçı (Anelkanın elle attığı gol‚ geçen seneki Kayserispor maçı) manşetlere taşırken‚ Galatasaray ve Beşiktaş sezon boyu Fenerbahçenin kollandığını iddia edebilmektedir. Bu ikiliye Trabzonspor da katılıp bir kutsal ittifak kurabilmekte; bahsi geçen üç takım üstelik de Anadolu ekipleriyle yaptıkları maçlara Futbol Federasyonu yönetmeliklerine tamamen aykırı olduğu halde izinsiz pankartlarla çıkabilmekte ve kamuoyunu yanlış yönlendirebilmekte fakat hiçbir ceza almadan kurtulabilmektedir.


3) Hakemler sezon boyunca Fenerbahçeyi kollar ve Beşiktaşı yakarlar. 2002den beri medyada en çok yankı bulan konulardan biri Beşiktaşın hakkının nasıl yendiğidir. Her Beşiktaş haberinin bir veya iki hafta arkasından sonra da Fenerbahçenin hakem hatasıyla kazandığı bir maç gündeme taşınır ve Beşiktaşın çalınan puanları sayesinde Fenerbahçenin lider olduğundan bahsedilir. Bu esnada Galatasaray sessiz sedasız puanları toplar ve ligin sonlarında mucizevi bir şekilde şampiyon olur ancak kimse o puanların nasıl toplandığını tartışmaz. Sesini yükselten yazarlar ya işinden olur ya da suyu bulandırmakla suçlanır. Diğer bir deyişle mahallenin delisi ilan edilirler.


4) Son dönemde kullanılan yeni bir psikolojik taktik ise Fenerbahçenin kadro olarak ne kadar üstün olduğudur. Fenerbahçeli oyuncular Real Madrid kalitesindedir ve paralarını tıkır tıkır almaktadır. Fenerbahçe oyuncularına Galatasarayın ödediğinin en az 3 misli maaşlar ödemektedir. Galatasaray ise kıt kanaat geçinen mazlum oyuncularla idare etmekte ve yabancı oyuncusuz sahaya çıkıp maç kazanabilmektedir. Galatasarayın PAF oyuncuları bile sakatlar listesine yazılarak sarı-kırmızılıların 11 eksikle nasıl maç kazandığı manşetleri süsler. Kimse o kazanılan maçın 90. Dakikada 35 metreden kırık yılda bir girecek bir şutla kazanıldığından bahsetmez bile. Aynı hafta Fenerbahçe deplasmanda farklı kazanmıştır ama ligin kalitesi düşüktür ve Fenerbahçe 10 dakika tempo yaparak 4 gol atabilmektedir. Fenerbahçe tabi ki şampiyon olacaktır‚ aksi halde tüm futbolcular gönderilmelidir.


5) Bir diğer aşağılık taktik ise Anadolu kulüplerinin milliyetçilik duygularını kabartmaktır. Fenerbahçenin 3 devşirme 6 yabancı toplam 9 oyuncu ile sahaya çıktığından dem vurulur ve ekibin artık bir Türk takımı olmaktan çıktığı‚ Fenerbahçe seyircisinin statlarına Fenerbahçe Cumhuriyetine hoş geldiniz yazıları astıklarından bahsedilir. Oysa Galatasaray 5 yabancı almış ve bunların sadece birini oynatmaktadır. 10 Türk aslanı gollerden sonra vakvak dansı yaparak futbolun bir oyun olduğuna gönderme yapan Fenerbahçeli oyunculara nispet olsun diye attıkları her golün ardından misket oynamaya başlarlar. Anadolu kulüplerinde oynayan ve ortalama bir eğitim seviyesine sahip olan Türk oyuncuların bilinç altına Galatasaray Türk çocukları‚ Fenerbahçe yabancı sermaye felsefesi ince ince işlenmektedir.


6) Fenerbahçe zorlanmadan maç kazandığında Türk liginin kalitesinde ciddi bir düşüş olduğu haberleri manşetlere çıkartılırken‚ Fenerbahçe maç kaybettiğinde kibarca milyarlık eşşekler göndermesi yapılır. Galatasaray ise kazansa da kaybetse de 10 Türk oyuncu ile onur mücadelesini sürdürmekte ve mucizevi şampiyonluklara koşmaktadır.


7) Fenerbahçenin penaltıları verilmemekte ve koskoca takım iki sezonda 3 penaltı kazanmaktadır. Basında uzman lakaplı kişiler açık ve net bir şekilde abartarak bunun sarı lacivertlilerin ceza sahası etrafında az gezinmesinde kaynaklandığını söylerler. Daha da ileri giden bir yorumcu‚ penaltıların gerçek olmasına rağmen Fenerbahçenin hakemlere inandırıcı gelmediğini itiraf eder ve açıkça Galatasarayın propagandasının ne kadar etkili olduğunu istemeden itiraf eder. Galatasaray ise 4 metre ofsayttan goller atabilmekte ve türlü son dakika penaltıları ile puanlar kazanabilmektedir. Bu hatalar hep sezonun ilk yarısında olduğundan ligin kızıştığı haftalarda gündeme gelemeyecek kadar mazide kalmıştır.


8) Fenerbahçe geçen seneki kadrosundan sadece 1 önemli oyuncu kaybetmiş ve diğer oyuncularının kendi iradesiyle takımdan göndermiştir. Serdar Külbilge gibi normal sezonda medya tarafından tek olumlu eleştiri almamış bir oyuncu yönetim tarafından istediği para çok bulunduğu için gönderildiğinde medya isyan edebilmektedir. Öte yandan Guiza gibi kalitesini fazlasıyla ispatlamış bir forvet oyuncusunun bedeli çok pahalı bulunmakta‚ Emre Bölezoğlu gibi milli takımda banko oynayan bir isim müzmin sakat olduğu için eleştirilmekte ve yine aldığı para fazla bulunmakta‚ Burak Yılmaz gibi geçen sezonun en formda hücum oyuncularından birinin ise adı bile geçmemektedir. Stephen Appiah sorununda yönetim hatalı gösterilmekte ancak Galatasarayın geçen sezon aldığı 5 oyuncuyu toplam 180 dakika bile oynatmadığı gerçeği gündeme bile getirilmemektedir. Yine aynı şekilde son 2 sezonda oynadığı maç sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen Harry Kewell ile geçen sezon toplam 1 (yazıyla bir) gol atabilmiş Milan Baros gibi tescilli müzmin sakat oyuncu Avrupada sezonun transferleri olarak lanse edilmekte ve Galatasarayın son 8 yılın en kuvvetli kadrosunu kurduğundan bahsedilmektedir. Basın tarafından her fırsatta acımasızca eleştirilen Mateja Kezmanın PSG takımında attığı her golde Türk medyası tarafından manşetlere çıkarılacağı gün gibi ortadadır.


9) Fenerbahçede Guizaya şans verilmesi için yedek bırakılan Semih Şentürk her hafta manşetleri eleştiri haberleri ile süslerken‚ Kewell oynayabilsin diye yedek kalan Arda Turandan bahsedilmemektedir.


10) Geçen sezonki Deivid örneği ortadayken Maldonado için alaya varacak haberler yapılmakta ve Brezilyada iki sezon üst üste yılın oyuncusu seçilebilme başarısı göstermiş bir yabancı oyuncu için yanlış kamuoyu oluşturularak taraflı tarafsız herkesin dikkati farklı yöne çekilmektedir.


11) Transfer sezonu başladığından beri inanılmaz isimleri Fenerbahçeye transfer eden medya‚ taraftarın beklentisini defalarca yalanlanmasına karşın daima yüksek tutmuştur. Bugünkü hayal kırıklığında ciddi bir payı bulunan belli medya organları‚ bugün yönetimi bu transferleri yapamadıkları için eleştirilmektedir. Galatasaray ise yaptığı kelepir ve balon transferlere rağmen pohpohlanmakta ve büyük gösterilmektedir.


Çin diplomasisi basit bir mantığa dayanır: Önce düşmanını tanı‚ sonra kendini tanı‚ sonra mümkün olduğu kadar savaşmadan kazan. Savaşmadan kazanmak düşmanın psikolojisi ile oynamak ve masa başın devreye sokmaktır. Çok daha ucuz Bugün psikolojik savaşta en önemli aygıt medyadır. Galatasaray lobisi son 5 senede gümbür gümbür gelen tehlikenin farkına erken vararak medya yardımıyla Fenerbahçeyi bu duruma getirmeyi başarmıştır. Adnan Polat bu harekette başrolü üstlendiği için bugün Galatasaray başkanlığı ile ödüllendirilmiştir ve halen baş aktör olarak rolüne devam etmektedir.


Fenerbahçe taraftarı bu uykudan uyanmadığı ve bu tartışmalar içinde boğulmaya devam ettiği sürece bu planları yapanlar hedeflerine ulaşacaktır Çözüm önerilerini tartışmak yapılacak ilk şey olmalıdır.

yorumları okumak için tıklayınız



09.09.2008

Haber Ara






Antu.com Fenerbahçe Taraftarının Resmi Sitesi
Copyright © 1997-2017 Antu.com